Avrupa’nın biyoyakıtlarda kullanılan palm yağına kısıtlama getirmesi anlaşılabilir fakat diğer alternatiflerin çevreye daha mı çok yoksa daha mı az zararlı olduğu konusu tartışılır.

 

f297e208-4ddc-471f-b96b-22e7ab54fd86-620x372

Avrupa Birliği palm yağı, soya, mısır gibi tarım ürünlerinin biyoyakıtlarda kullanımına sınırlama getirme kararı aldı. Şirketler ile çevreci gruplar arasında geçen uzun tartışmalar sonucunda Avrupa Parlamentosu Çevre Komisyonu tarım ürünlerinin %6 oranında kullanılmasına karar verdi.

Komisyon ayrıca, tarım alanı için tarımsal gıdalarla tarım alanı konusunda yarışan enerji ürünlerini de kapsayarak kısıtlamanın alanını geniş tuttu. Böylece üye devletler 2020 yılından sonra bu tür biyoyakıtları destekleyemeyecek.

Ayrıca; enerji ürünleri üretimi için yağmur ormanlarını yok etme gibi, biyoyakıt üretimi nedeniyle tarım alanlarının dönüştürülmesinin endirekt emisyonlarını biyoyakıt mevzuatına uygun hale getiren planları da destekleme kararı aldı.

 

Biyoyakıtlarda Palm Yağı Oranı Düşüyor

 

AB Parlamentosu’nca nisan ayında alınan kararla şirketler ve çevreciler arasına orta yol bulunmuş oldu.

Kararın palm yağının biyoyakıt olarak kullanımında önemli bir düşüşe neden olacağı tahmin ediliyor. Palm yağı genelde temizlenmiş bataklıklar ya da yağmur ormanlarında yetiştiriliyor ve gıdasal ürünler ile tarım alanı için yarış halinde. Bu da AB mevzuatında iki taraftan da hatalı duruma düşüyor.

Avrupa dizel araçlar için dünyadaki en büyük market. Bu da demek oluyor ki tüketiciler biyoyakıta geçmek istedikleri takdirde etanolden ziyade palm yağı veya diğer yağlar gibi diyodizel kullanmak durumundalar. İngiltere Yenilenebilir Enerji Kurumu’nun yenilenebilir taşımacılık başkanı Clare Wenner: “Bu durumun burada sorun yaratmasının nedeni dizel kullanımının çok yaygın olması. Eğer benzine geri dönülebilse, AB’de bu kadar büyük bir sorun teşkil etmezdi.”

Ancak bu kararın geleceği maalesef oldukça karmaşık. Biyoyakıtların aslında dolaylı tarım alanı değişimi yüzünden sera gazı emisyonlarını arttırdığı endişesiyle politikacılar, uzun süredir daha yenilenebilir yakıtlara dönmelerini talimat veren AB yönetmeliğini dengelemeye uğraşıyorlar.

Sözkonusu koşullar piyasayı kargaşa ortamına çevirmiştir. Destek alıp alamayacaklarından emin olamayan biyoyakıt şirketleri mesele çözülene kadar geri çekilmeyi tercih etti.

“İki buçuk yıldır Brüksel’de AB’nin tarımsal ürün bazlı biyoyakıtlara kısıtlama getirip getirmemesi ya da tarım alanlarının dönüştürülmesinin endirekt etkisinin sera gazı emisyonlarını nasıl etkileyeceği konusunda teklifler değerlendiriliyor. Sonuç; ne tarımsal ürün bazlı biyoyakıtlara ne gelişmiş biyoyakıtlara ne de başka bi şeyde yatırım var.” diye konuşuyor Wenner.

Karar biyoyakıt sanayii tarafından ihtiyatla karşılandı. Avrupa Yenilenebilir Etanol Kurumu (ePURE) komisyonun onayının Avrupa’nın biyoyakıt politikasını reforme etmede ileriye dönük bir adım olarak değerlendirdi. Ancak %7’lik bir oranın daha uzun süreli bir istikrar sağlayacağı yorumunda bulundu.

 

Alternatifleri Palm Yağından Daha Mı iyi?

 

Wenner’a göre “Biyoyakıt sanayiinde palm yağından bir uzaklaşma sözkonusu, özellikle üretimdeki sürdürülebilir olmayan yöntemlerden dolayı. ‘Eğer toplumdan kabul görmezse, bunu yapmayacağız.’ bile dendi. Sivil toplum kuruluşları da çok değerli bir uyarıda bulundu. Bence bizler de uygun karşılık verdik. Burada (İngiltere’de) biyoyakıt yapımında kullanılan maddeleri üretmiyoruz.”

“İngiltere ve Avrupa’nın diğer kesimlerinde, kullanılmış mutfak yağları palm yağının yerini alıyor. Bu da tarımsal gıda üreticileriyle yer kavgasını gereksiz kılıyor. Gıda konusunda ise şunu diyebilirim ki, ürettiklerimizden hem gıda hem de yakıt elde ediliyor.”

 

ed489ab0-f17a-45fe-87f7-411186e46c0c-620x372

Düyanın diğer bölgelerinde palm yağı yerine soya tercih ediliyor ve böyle devam edeceğe benziyor. Rabobank Tarımsal Mallar Piyasa Araştırma Dairesi Başkanı Stefan Vogel’a göre soya yağı bu sene hasatta bir rekor kırarak marketi ele geçirecek. Bu yağlar arasında hem besin hem de yakıt zincirleri içerisinde değişim çok kolay.

Ancak soya yağı bazı çevresel endişeler uyandırıyor. Hektar başına palm yağından daha az miktarda yağ elde ediliyor. Gerçi ekinin çoğu yüksek proteinli hayvan yemi oluyor ve boşa gitmiyor. Ayrıca palm yağından daha çok miktarda gübre , böcek ilacı ve hektar başına daha çok işgücü gerektiriyor.

Greenpeace’den Pat Venditti: “İnsanları palm yağından başka bir tarafa yönlendirmek zor çünkü tüm kullanım alanlarına bakacak olursak hektar başına alınan verim oldukça yüksek. Palm yağını orman alanlarının yok edilmesiyle olan ilişkisini kırabilmek için piyasada göz ardı edilmesinden daha çok çabalıyoruz.”

Dünyanın diğer bölgelerinde fosil yakıtlar palm yağının biyoyakıt olarak kullanımındaki düşüşün temel nedenini oluşturuyor. Petrol fiyatları geçen yılın haziran ayından beri neredeyse yarı fiyatına gerileyince bitkisel yağlara oranla benzin kullanmak daha ucuz hale gelmiş oldu. Bazı ülkelerde dizel yakıtların belli oranlarda biyodizelle karıştırılması konusunda talimatlar verilse de tüm dünya çapında değil ve de pek çok yerde desteklenmiyor.

Vogel: “Öyle bir talimat verildiği ve de desteklendiği sürece ham petrol fiyatının ne kadar yüksek ya da düşük olduğu fark etmez zira tüketiciler biyodizel kullanmak durumunda olurlar. Ancak talimat olmayan yerlerde biyodizel üreticilerinin artık ekonomik olmadığı bir durum oluşmuştur.”

Palm yağının biyoyakıt olarak kullanımındaki düşüş devam ettikçe, alternatiflerinin doğaya daha mı çok yoksa daha mı az zararlı olduğu görülecek.

 

Link